Duyurular

Cumalı Mahallesi 131 Ada 1 Parsel ve 147 Ada 13 Parsel Plan Değişikliği İlanı

Cumalı Mahallesi 131 Ada 1 Parsel ve 147 Ada 13 Parsel Plan Değişikliği İlanı

Yazının Devamı

Karadayı Mahallesi Plan Revizyonu İlanı Hakkında

Karadayı Mahallesi Plan Revizyonu İlanı Hakkında

Yazının Devamı

Kadriye Mahallesi İmar Uygulaması İlanı hk.

Kadriye Mahallesi İmar Uygulaması İlanı hk.

Yazının Devamı

Belek Yolu Plan Değişikliği Şlanı hk.

Belek Yolu Plan Değişikliği Şlanı hk.

Yazının Devamı

Merkez Mahallesi 617 Ada 1 Parsel Plan Değişikliği İlanı hk.

Merkez Mahallesi 617 Ada 1 Parsel Plan Değişikliği İlanı hk.

Yazının Devamı

Serik Merkez 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Plan Notu İtirazı Değişikliği İlanı

Serik Merkez 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Plan Notu İtirazı Değişikliği İlanı

Yazının Devamı

Karadayı Yolu 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği İlanı hk.

Karadayı Yolu 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği İlanı hk.

Yazının Devamı

Kökez Mahalles İmar Uygulaması İlanı Hakkında

Kökez Mahalles İmar Uygulaması İlanı Hakkında

Yazının Devamı

Yeni Mahalle 449 ada 1 Parsel Plan Değişikliği

Yeni Mahalle 449 ada 1 Parsel Plan Değişikliği

Yazının Devamı

İmar Planı Değişikliği Hakkında

Kürüş Mahallesi, Kürüş Mahallesi 2. Etap, Gedik Mahallesi, Cumalı Mahallesi, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği İlanı hk.

Yazının Devamı

serik'in tarihi

Serik İlçesinde ilk yerleşim yeri, M.S. II Yüzyılda Bergama Krallığına bağlı olarak bu günkü Yanköy Köyü yakınlarında bulunan “SILLYON” (Koçhisar tepesinde) da ve Belkıs köyünde “ASPENDOS” olarak iki yerde kurulmuştur. 1817 yıllarında yerleşim bölgelerinin çok aralıklı olması nedeni ile İlçe önceleri “SEYREK” diye anılmış, 1890 yıllarına doğru SERİK olarak adlandırılmıştır. 1900 yılında bu günkü ilçe merkezinde KÖKEZ adi altında Bucak merkezi olmuştur. 1926 yılında da SERİK ilçe olmuştur. Batı Trakya Türkleri Balkan Savaşı sırasında Muhacir olarak; Girit savaşı sırasında da, Girit Türkleri Serik’e gelip yerleşmişlerdir.

2 3 1


COĞRAFİ YAPISI VE İLKLİMİ


Serik İlçesi, ülkemizin 36-37 derece enlem, 31-32 derece boylamları arasında yer almaktadır. Antalya - Mersin karayolu üzerinde, Antalya’nın 38 km doğusunda, Manavgat İlçesine 40 km uzaklıktadır. Akdeniz’de 22 km kıyı şeridine sahip olup; 8 km içeride, denizden 26 m yüksekliktedir. Kısmen dalgalı ovalık bir arazi üzerinde kurulmuştur. İlçenin yüzölçümü 1.550 km2’dir. Bunun 45,360 hektarı tarım arazisi, 65.764 hektarı da orman arazisi geri kalan kısmı da vasıfsız yerdir. Serik Antalya ovasının doğuya doğru uzanan bir parçasını teşkil eder. Dağlık kesimlerinde hayvancılık, ormancılık, ova kesimlerinde de ziraatçılık özellikle turfanda sebzecilik yapılmaktadır. Ticari hayati Antalya şehir merkezine bağlıdır. İlçenin kuzeyinde bati Toros dağları yükselmeye baslar. Serik İlçesi batıda; Antalya Merkez İlçe, doğuda; Manavgat İlçesi, kuzeyde; Burdur İline bağlı Bucak ve Isparta İline bağlı Sütçüler İlçeleri, Güneyde; Akdeniz ile çevrilidir.
İlçede Akdeniz iklimi hâkimdir. Yazlar kurak ve sıcak, kıslar ılık ve yağışlı geçer. Bu iklimin sonucu olarak doğal bitki örtüsü de makilerdir. Bölgenin en önemli akarsuları, Köprüçayı ve Aksu çayıdır.

İLK ÇAĞ’DA SERİK


Serik, İlk Çağ`da Pamfilya bölgesinde yer almıştır. Pamfilya “Irkların Ülkesi” anlamına gelmektedir. Sikkelerde ve taş yazıtlarda görüldüğü gibi, Pamfilya`daki Grek Ağzı Dor göçünden önceki Atina ile sıkı bir ilişki içinde olduğunu göstermektedir. Truva Savaşları`ndan yüzyıl sonra ortaya çıkan Yunanistan`ın büyük bir bölümüne yayılan ve Peleponnes`i egemenliği altına alan Dorlar, kendi ağızlarında beraberinde bu bölgeye getirmişlerdir. Yunanistan`dan gelen bu ilk göçü, sonraları ikinci bir göç izlemiş; Yunanistan ve Küçük Asya’nın batı kıyılarında İyon ve Ailois adını taşıyan bölgelerde oturan Grekler, Pamfilya’ya doğru gelerek Perge, Aspendos ve Side gibi sömürge kentlerini kurmuşlardır. Persler; İ.Ö. 479’da Grekleri, Salamis ve Plataia’da toplu kırım halinde yenmişlerdi. Bu olay Ege’de ve Anadolu’nun batısında yaşayan bütün kentleri, Atina yönetiminde kurulan bir Attika Delos Birliği’ne katılmaya zorladı. Yalnız güney kıyılarındaki Likya, Pamfilya ve Kilikya buna katılmayıp sürekli Pers askeri birliklerini kentlerinde bulunduruyorlardı. Xerses İ.Ö.469’da Aspendos yakınlarında bir ordu toplamayı başarmış ve aynı yıl içinde Atina Komutanı Kimon, güney sahillerinde başarılı savaşlara girişmişti. Kimon, Karla ve Likya’da Perslerin ellerinde bulundurdukları kentleri aldı ve onları buradan çıkardı. Sonuç olarak Pers tehlikesi ortadan kalmış ve güneydeki bazı kıyı kentleri Atina Deniz Birliği’ne katılmıştır. Pelepones Savaşları’na kadar bir yüzyıldan daha az süren özgürlükten sonra, 356’da Persler, Ispartalıların yönetimine geçmiş olan Attika Delos Deniz Birliği’ni ellerine geçirdiler ve böylece barışa zorlanan Grekler, Küçük Asya’daki bütün kentleri Perslere vermek zorunda kaldılar. Perslerin bu ikinci egemenlik devri, Büyük İskender’in 334 yılında pers egemenliğini koparmak ve Greklerin daha önce uğradıkları haksızlığın öcünü almak üzere küçük Asya’ya geçmesine kadar sürmüştür.

Büyük İskender’in Batı Anadolu’dan başlayarak güney doğru inen seferinde, savunmalarını kendi orduları ile yapan kentler fazla direniş göstermeksizin teslim oldukları için, kış mevsiminde Büyük İskender direniş görmeden Likya’ya kadar sokuldu. Teker teker kentlerin yönetimini eline aldıktan sonra, ilk önce Pamfilya’ya vardı. O devirde Antalya kenti henüz kurulmamış olduğundan Pamfilya içinde ilk durak Perge kenti oldu. Buradaki topluluklar; Büyük İskender’in koşullarlını kabul ettikleri için Büyük İskender Aspendos’a uğramadan Side’ye doğru yoluna devam etti. Side’de hiçbir direnişle karşılaşmayan Büyük İskender, tekrar batıya, Sillyon’a yöneldi. Burada bir direnişle karşılaştı Haksızlık yaptığı bir saldırıda sonuç alamayınca ikinci bir saldırı hazırlığı içinde iken Aspendos’tan hoş olmayan birtakım haberler kendisine ulaştı. Aspendoslular, elçilerinin kabul ettiği koşulları yerine getiremedikleri için bütün varlıklarını Akropolis’e taşımışlar; kalelerinin yıkık bölümünü onararak direniş için her şeyi hazırlamışlardı. Büyük İskender Sillyon’u ele geçirmekten vazgeçerek bütün ordusuyla Aspendos üzerine yürüdü ve kentin aşağı mahallelerini ele geçirerek asıl kentin bulunduğu Akropolis’i kuşattı. Aspendoslular, Büyük İskender’in bir kez batıya yöneldikten sonra tekrar geriye dönmesini hiç olası görmemişlerdi. Bu düne kadar Büyük İskender hiç yenilgiye uğramadığı için Aspendoslular korktular ve teslim olmayı en iyi sonuç olarak kabullendiler. Büyük İskender’in bu bölgeyi ele geçirme amacı; Küçük Asya’nın güney kıyılarını, Persler’e karşı bir deniz üssü olarak kullanmaktı. Sillyon’un ele geçirilmesinde fazla bir yarar görmeyen Büyük İskender, Sillyon’a saldırmayan Perge’ye döndü. Bu bölge (İ.Ö. 323’te Büyük İskender’in genç yaşta ölümü ile ortaya çıkan ve geniş bir imparatorluğu parçalamak yolunu izleyen generallerinden) Antigonos’un yönetimi altına geçmiştir. Fakat Antigonos’un yenilgisi ve ölümü ile sonuçlanan İpsos Savaşı’ndan sonra (İ.Ö. 301) Antalya bölgesi Selevkoslar’ın Asya Krallığı ile Ptolemaislar arasında sık sık el değiştiren bir bölge olmuştur. Son Bergama Kralı II. Attalos İ.Ö. 133’te çocuksuz ölünce, Bergama Krallığı “vasiyet” yoluyla Roma’ya geçti. İ.Ö. 129’da Küçük Asya Eyaleti’nin kurulmasından sonra Pamfilya’nın bu eyaletin yönetimine katıldığı bilinmektedir. Serik’te ilk yerleşim yerleri, Sillyon (Yanköy yakınlarında bulunan Koçhisar Tepesin’de) ve Aspendos (Belkıs)‘tur.


"SERİK İSMİ” NEREDEN GELİYOR?


Selçuklular, Antalya bölgesine geldiklerinde ilk olarak Sillyon’a yerleşmişler ve bu yerleşim birimine “Karahisar-I Teke” adını vermişler. Silyon’un girişine bir mescit yaparak bölgeye Türk damgasını vurmuşlardır. Eski Osmanlı belgeleri incelendiğinde bu bölgeye “Cemat-ı Etrak-ı Serik” (Serik Türk Cemaati) ile ”Kökez” adında bir grubun yerleştiği tespit edilmiştir. Kökez grubu, bugünkü Aspendos Harabeleri’ne yerleşmiştir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde geçen “Serik Pazarı”, (Serek Pazarı) “Serik Dağı” ve Osmanlı belgelerinde geçen “Surlu Kökez” yerleşim yeri bugünkü Aspendos Kalesi çevresidir.
XV. yüzyılın ortalarına ait kayıtlarda “Körfez Yeri” ve “Surlu Körfez” gibi topluluk isimlerine rastlıyoruz. Bunların 79 hanesi 395 nüfusu vardı. Körfez topluluğu bugünkü Serik merkezinin yakınlarında bulunan Aspendos Harabeleri`ne yerleşmiştir. Çünkü Evliya Çelebinin Seyahatname`sinde geçen “Serik Pazarı, Serik Dağı” ile Tahrir Defterleri`nde geçen “Surlu Kökez” yerleşim yeri bir arada düşünüldüğünde Kökez cemaatinin Aspendos`a yerleştiği hükmüne varılabilir. Ayrıca Kürüş köyünde bir cami, Boğazak köyü sınırları içinde bulunan Karadayı Mezarlığı, Kocamezarlık ile Boğazak mezarlığı içinde XVII. yüzyılın başlarına ait bazı mezar taşlarının bulunması, Serik bölgesindeki ilk yerleşim yerinin Boğazak köyü civarındaki “Antik Kirse Tepesi” civarı olabileceği izlenimini vermektedir.
XIX. yüzyılın sonlarında Rumeli`den gelen göçmenler Kökez Çeşmesi`nin çevresinde 73 hane olarak yerleştirilerek günümüzdeki Serik`in temeli olan “Şevketiye” köyü kurulmuştur. Ama halk bu yerleşim birimine devletin verdiği “Şevketiye” ismi yerine Kökez ismini kullanmışlardır. Bu karışıklığı gidermek için Cumhuriyetin ilk yıllarında 26 Haziran 1926 tarihinde Kökez köyü ilçe merkezi haline getirilmiş ve Serik adıyla kayıtlara geçirilmiştir.



CUMHURİYET DÖNEMİN’DE SERİK


Cumhuriyetin ilk yıllarında da Serik nahiye merkezi yine Kökez olmuştur. Köylerde 1937 hanede 7991 kişi yaşamakta iken aşiretlerde ise 1.306 hanede 5.148 kişi yaşamaktaydı. 30 Mayıs 1926 tarih 877 No ile kabul edilen aynı zamanda 26 Haziran 1926 tarihli ve 404 nolu Resmi Ceride ‘de yayınlanan “Teşkila-ı Mülkiye Kanunu” nun ikinci maddesinde dört numaralı cetvele kayıtlı 18 kaza yeniden teşkil edilmiştir. Bu kanuna göre Serik, kazası 26 Haziran 1926 tarihinde kurulmuştur. Serik kazası Kökez, Belpınar ve Kürüş Mahallelerinden oluşmuştur.
1927 yılı kayıtlarını içeren Türkiye Cumhuriyeti Devleti salnamesinde, Serik kazasının Serik nahiyesi ve Gebiz nahiyesinden oluştuğu ve 97 köyünün bulunduğu kayıtlıdır. BU nahiye ve köylerde toplam 14.854 nüfusun kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. 1928 yılı Dâhiliye Vekâleti kayıtlarına göre Serik kazasına; Serik nahiyesi 56 köy, Gebiz nahiyesi ise 21 köy olmak üzere 77 köye bağlıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında bazı köyler birleştirilerek veya göçebe olan Karakoyunlu Muhtarlığı, Çakal Aşireti Muhtarlığı gibi bazı muhtarlıkların Yörükleri yerleşik hayata geçirmek amacı ile kapatıldığını ve 1940 yılı kayıtlarına göre; Serik nahiyesinde 43 köy, Gebiz nahiyesinde 18 köy olmak üzere 61 köyün kayıtlı olduğu görülmektedir. Günümüzde turizmin gelişmesi ile Serik hızla büyümüştür. Serik; Merkez Serik Belediyesi ile Belek Belediyesi, Belkıs Belediyesi, Çandır Belediyesi, Kadriye Belediyesi, Karadayı Belediyesi, Yukarı Kocayatak Belediyesi, Boğazkent Belediyesi, Gebiz Belediyesi ve Abdurrahmanlar Belediyesi olmak üzere 10 Beldeve 47 köyden oluşmaktadır.