UÇANSU ŞELALESİ

Antalya'ya 70 km uzaklıktaki Uçansu Şelalesi'ne Antalya-Serik karayolu üzerinde, Abdurrahmanlar-Gebiz kavşağından sapılarak ulaşılır. Gebiz beldemize bağlı Akçapınar köyündeki bu tabiat harikasına ulaşmak için, Gebiz'den sonra 17 km daha gitmek gerekmektedir. Bu tabiat harikasına ulaşmak güç olsa da görülecek muhteşem manzara çekilen zahmete değecektir.

Toroslardan gelen su yeşillikler içine dökülmekten öte süzüldüğünden şelaleye, Uçansu adı verilmiştir. İlçemiz Kozan Köyü'nde bulunan ve 62 metreden dökülen Uçan 1 ile 78 metreden dökülen Uçan 2 Şelaleleri Türkiye'nin ikinci işaretlenmiş en uzun yürüyüş rotası Aziz Paulus Yolu üzerinde bulunmaktadır.

Yılın 12 ayı alternatif turizm imkânı sunan bu eşsiz güzelliği görmek için gelenler, fotoğraf çekerek ve video kaydı yaparak bu anları ölümsüzleştirmektedirler. Yeşil ve güzel bir vadide bulunan şelalenin önünde oluşan gölün, buz gibi sularına atlayarak serinleme imkânı da bulunmaktadır.

ZEYTİNTAŞ MAĞARASI

Bir milyon yılda oluştuğu tahmin edilen ve oluşumları halen devam etmekte olan makarna sarkıtları ve zengin damlataşlarını içerisinde barındıran Zeytintaşı Mağarası, Serik ilçesinin 15 km kuzeyinde bulunan Akbaş köyünün Gökçeler Mahallesi'nin güneydoğusunda Zeytinlitaş Tepesi'nin güney yamacında yer alır.

Zeytintaşı Mağarası'nın en büyük özelliği iki kattan oluşması ve oluşumunun hala devam ediyor olmasıdır. Özellikle mağaranın her kesiminde gelişen ve boyları 5 cm ile 70 cm'yi bulan makarna sarkıtlar Zeytintaşı Mağarası'nın karakteristik şeklidir. Oluşumu devam eden bu büyüklükteki sarkıtlara ülkemizde her mağarada rastlamak mümkün değildir. Bu sarkıtlar yıl içerisinde uçlarından 0,5 mm ile 1 mm arasında kristalize olarak büyümektedirler. İnce olan sarkıtların bir metresi 200 yılda oluşmaktadır. Bu nedenle sarkıtların içinden su akmakta veya damlamaktadır. Yapı itibariyle su akışından ve kimyasal özelliğinden dolayı mağara kirlenmemekte ve doğal güzelliğini kendisi korumaktadır. Mağara; içinde oluşumu devam eden sarkıt, dikit ve sütunlar her türden bozulmamış zengin damlataşları ile kaplıdır.

Yıllık ortalama 10.000 kişinin ziyaret ettiği Zeytintaşı Mağarası'nın açılış ve kapanış saatleri müzelerin statüsüne paralel olarak uygulanmaktadır.

ASPENDOS ANTİK TİYATRO

Sadece Anadolu'nun değil tüm Akdeniz havzasının en iyi şekilde koruna gelmiş Roma dönemi tiyatrosuna sahip Aspendos Antik Kenti, Antalya-Manavgat karayolunun 48. kilometresinde ve yolun 4 kilometre kadar kuzeyinde yer alır. İlçemiz Belkıs Beldesi'nde bulunan antik kent, Yunan efsanesine göre, Truva Savaşı'ndan sonra Pamphylia'ya gelen kahraman Mopsos liderliğindeki Argive kolonicileri tarafından kurulmuştur. Aspendos bölgede kendi adına madeni para bastıran ilk şehirlerden biridir. Önemli bir ticaret yolu üzerinde bulunan Aspendos, Köprüçay Irmağı ile limana bağlanmaktadır.

Aspendos'un en önemli yapısı; tanrılara ve devrin imparatorlarına adanan, Roma tiyatro mimarisinin ve yapım tekniğinin son çizgilerini sergileyen tiyatrosudur. 15-20 bin kişi kapasiteli Aspendos Tiyatrosu İmparator Marcus Aurelius devrinde (M.S. 161-180) Theodoros'un oğlu mimar Zeno tarafından inşa edilmiştir. Atatürk'ün 1930 yılında ziyaret ederek onarılmasını istediği Aspendos Tiyatrosu'nda Kültür ve Turizm Bakanlığı organizatörlüğünde her yıl aynı isimle 'Opera ve Bale Festivali' düzenlenmektedir. Günümüzde ziyaretçiler yapıya epey sonra inşa edilen ön cephedeki kapıdan girerler. Seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için dolaşım kolaylığı sağlamak amacıyla giderek yayılan merdivenler yapılmıştır, aşağı bölümde orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı 10 iken bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21'dir. Daha sonraki bir tarihte yapıldığı düşünülen 59 kemerli galeri, üst Caeva'nın bir ucundan diğer ucuna uzanır. Hiç şüphesiz tiyatronun en dikkat çekici öğesi sahne binasıdır. Yığma taştan yapılan iki katlı bu binanın alt katında, sanatçıların sahneye çıkışlarını sağlayan beş kapı vardır.

Her yıl on binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği tiyatro olağanüstü akustiğiyle de meşhurdur. Orkestranın ortasında çıkartılan en ufak bir ses bile üst sıradaki galerilerden rahatlıkla duyulabilmektedir. Zengin bir kültürel mirasın ortasında yaşayan Anadolu asilzadeleri şehirlerle ve onların etrafında bulunan anıtlarla ilgili hikâyeler yaratmışlardır. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu hikâyelerden biri Aspendos Tiyatrosu ile ilgilidir.

HARİUS ANTİK KENTİ

Harabeleri Serik merkeze 61 km, Gebiz Beldesine 12 km uzaklıkta bulunan Yumaklar Köyü merkezinde bulunmaktadır. Papatyaların renklendirdiği yeşil çayırların üzerinde gezerken tepelerden izlenen eşsiz manzaraların cazibesine kapıldığınız Harius Antik Kenti Harabeleri dağ turizmi alanlarından birisidir. Antik kentin kalıntıları ile mezar yapıları birçok araştırmacı ve turistin ilgisini çekmektedir.

SİLLYON ANTİK KENTİ

Perge ve Aspendos arasında yer alan bu Pamphylia şehri, yamaçları neredeyse tamamen dik, üzeri ise düzlük bir tepede kurulmuştur. İlçemizden 16 km uzaklıkta bulunan ve Antalya-Alanya karayolunun 29. kilometresindeki sapaktan kuzeye dönen yolun 8. kilometresinde yer alan önemli bir şehirdir. Bu tepe, olağan dışı fiziksel yapısıyla uzaktan bile görülebilir.

Diğer tüm Pamphylia şehirleri gibi, Sillyon'un da genel olarak Truva Savaşı'ndan sonra Mopsos ve Calchas isimli kahramanlar tarafından kurulduğu kabul edilir.

Sillyon M.Ö. üçüncü yüzyılda kendi adını taşıyan madeni parasını basmaya başlamıştır. Muhtemelen Roma döneminde Sillyon olarak değişen şehrin ismi, bu paraların üzerinde Sylviys olarak geçer.

Antalya il sınırları içinde Helenistik şehir kalıntılarının en yoğun olduğu Sillyon antik kenti aynı zamanda Helenistik savunmanın en iyi temsil edildiği kent olma özelliğini de korumaktadır.

Sillyon sarp kenarlı bir tepenin üzerinde kurulduğundan şehri surlarla kuşatmaya gerek duyulmamıştır. Sadece eğimin en az olduğu batı ve güneybatı bölümlerinde surlar, kuleler, siperler dikilmiştir. Bunlar, özenli bir taş işçiliği ve büyük teknik uzmanlık sergilemektedir

Sillyon'u gezmek isteyenler sıkı bir tırmanışa hazırlıklı olmalıdır. Ancak tırmanışın sonunda göreceğiniz manzaralar her şeye değecektir. Bu antik kenti gezerken diğer antik kentlerden farklı olarak çok sayıda su kuyusuna sahip olduğunu göreceksiniz.

PEDNELİSSOS ANTİK KENTİ

İlçemiz Kozan Köyü'nün 1 km doğusunda ve Bodrumkaya adıyla bilinen bir tepenin güney ve batı yamacında, yaklaşık 650 m yükseklikte bulunmaktadır. Bodrumkaya mevkiinde yer alan kalıntılar, Antalya'nın 75 km kadar kuzeydoğusunda konumlanır. Yerleşme ilk kez 1914 yıllarında İtalyan araştırmacılar tarafından ziyaret edilerek bilim dünyasına olasılıkla Pednelissos antik kenti olarak tanıtılmıştır. Kozan-Bodrumkaya kalıntıları, bugüne kadar yerleşmedeki yazıtlar ile desteklenmese de, antik kaynaklardaki tanımlamalara göre Selge ile Aspendos arasında sınırlanan Pednelissos antik kenti için en uygun konumu göstermektedir. Bu durum, Bodrumkaya kalıntıları içinde en görkemli eserlerden biri olan Apollon kültüne ait bir tasvirin, M.S. 3. yy.'a tarihlendirilen bir Pednelissos sikkesi üzerindeki varlığı ile desteklenmektedir.

Pednelissos Antik Kenti'nde bulunan; tapınaklar, hamamlar, alabastron kabartmaları ve kutsal alan kalıntıları görenlerin oldukça ilgisini çekmektedir. Antalya'nın güzel ikliminde ve büyüleyici kumsallarında tatilinizi geçirirken, Pednelissos Antik Kenti'ni de ziyaret ederek tarihin derinliklerinde bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

AKBAŞ KÖYÜ - KISIK HARABELERİ

İlçe merkezinden 28 km uzaklıkta bulunan Kısık Harabeleri'ne, Akbaş köyü yolundan devam eden Naneli yaylasına gidilen stabilize yol güzergahından ulaşılmaktadır. Bölgenin en eski köylerinden biri olan Akbaş, M.Ö. Romalılar döneminde varlığı bilinen bir köydür. Bu dönemden kalmış ancak tahrip olmuş kaleler bulunmaktadır. Köyün yaylasına giden ve 600 metre civarında yüksekliği bulunan Kısık bölgesinde Roma döneminden kalma geniş bir kale yerleşim yeri olan Kısık Harabeleri dikkat çeker. Köyün başka bir tarihi değeri de Kısık Deresi üzerindeki 40-50 metre yüksekliğindeki su kemeridir. Bu kemer, Aspendos Antik Kentine su taşıyan ve ünlü efsaneye konu olan kemerlerin uzantısıdır.

TARİHİ ASPENDOS KÖPRÜSÜ


Köprüçay nehri üzerinde, tarihte kendinden çokça bahsettirmiş olan tarihi köprülerden birisidir. Antalya-Alanya güzergâhında, Serik İlçesi yakınlarında Aspendos Antik Kenti yol ayrımından çok rahat görülmektedir. Köprü, Belkıs ya da Eski Köprü olarak da anılmaktadır.

Aspendos Köprüsü ilk olarak Roma döneminde inşa edilmiştir. Köprünün Roma dönemindeki hâli depremler sonucu yıkılmış ve daha sonra 13. yüzyılda Selçuklular tarafından eski köprünün kalıntıları üzerine yeni bir köprü yapılmıştır. Köprü, (1219-1236) tarihleri arasında, Antalya'nın Selçuklular için önemli olduğu dönemlerde Alaeddin Keykubat zamanında kıyıda ulaşımı sağlamak için tekrar yapılmıştır. Köprünün yapımında yakında bulunan Aspendos antik şehrinin yapılarına ait taşlar da kullanılmıştır. Tarihi köprü; 225 metre uzunluğunda bulunmakta araç trafiğine kapalı olarak yerli ve yabancı ziyaretçinin gezip gördüğü harika bir eser olarak ayakta durmaktadır.

KUŞ CENNETİ

İlçemize 8 km uzaklıkta bulunan Boğazkent Kuş Cenneti' nde, Çevre ve Orman Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı' nca kuş halkalama projesi gerçekleştirilmiştir. 50 türden 1183 kuş halkalanmış, çalışmalar sırasında Boğazkent' te ilk kez 'cüce çulluk' tespit edilmiştir. Bu türle birlikte bölgedeki toplam tür sayısı 237' ye yükselmiştir.

'Kuş Cenneti' diye tabir edilen çok çeşitli kuş türlerinin yılın farklı dönemlerinde yayılış gösterdiği ve aynı zamanda göçmen kuş türlerinin önemli konaklama alanlarına sahip Boğazkent Beldesi ayrıca dünyaca ünlü caretta caretta kaplumbağalarının ülkemizde yumurta bıraktığı 17 bölgeden biridir.

ÇAKALLIK MAHALLESİ - KÖPRÜ

Suyunu Aksu Çayından alan bir dere üzerindeki köprü, beş gözlü olup memba ve mansap yönünden göz kemerlerini net bir biçimde görmek zordur. Tempan duvarı ve köprü tabliyesi şekilsiz (amorf) yöresel taştan kireç-kum karışımı harçla polygonal teknikte, göz kemerlerinin bazısı düzgün kesilmiş taş ile yapılmıştır. Yörede görülen bu tür köprüler, Pamphilya bölgesindeki önemli kentlerin hayli uzağında kalan ikinci ve üçüncü derecede kullanılan yol güzergâhında bulunmaktadır. Ancak son yıllarda gelişen tarım uygulamaları nedeniyle yol güzergâhının tamamını belirlemek mümkün olmamaktadır. Köprünün yapım tekniği, tarihlemeye ışık tutacak sanat yapı tekniği göstermemektedir. Ancak yol güzergâhını işaret etmeleri bakımından önemlidir.

GÖKÇEPINAR ANTİK YERLEŞİMİ

Gökçepınar köyü, Ardıçlı Dağı'nın güneybatısında, Bozkaya Dağı'nın kuzey batısında kurulmuş dağlık bir orman köyüdür. Antalya-Serik karayolu üzerindeki 'Çandır Beldesi Sapağı'ndan kuzeye dönüp, Çandır-Alacami güzergahını takip ettiğinizde kısa sürede Gökçepınar'a ulaşabilirsiniz. Antalya iline 55 km, ilçemize 24 km uzaklıktadır. Köyün içinden Pınarlı Deresi geçmektedir. Eskiden tarihi Aspendos yerleşim yerine kemerlerle ve tünellerle ulaştırılan suyun bu köydeki pınarlardan alındığı söylenmektedir. Halen, tünel ve kemer kalıntılarına rastlanmaktadır.

Yerel halk arasında Asarkaya diye tanınan Örenyeri, Gökçepınar Köyü'nün güneyinde bir kale yerleşimidir. Yerleşimin doğu ve batı uçlarında iyi korunmuş kuleler bulunmaktadır. Doğusunda bulunan kule Aspendos'u, batısındaki ise Sillyon gözetler durumundadır. Doğuda bulunan kule üç ayrı dönemin mimari özelliklerini göstermesi bakımından önemlidir. Kuleler ortalama 500-600 metreden Antalya-Serik ovalarını seyretme imkanı sunmaktadır. Ayrıca buradan ilçemiz Ovacık Dağı'nın görkemli yükselişi de izlenebilmektedir.

Yerleşimin merkezinde kemerli bir girişi olan Bazilika yer almaktadır. Bazilikanın güneyinde ise bir zeytin işliği bulunmaktadır. Bu yerleşim muhtemelen Aspendos Territoriumunun güvenliğini sağlayan bir Peripolion yerleşimidir.

PAŞAKEMERİ KÖPRÜSÜ

Halk arasında Paşa Köprüsü olarak adlandırılan köprünün derenin her iki kıyısındaki köprü ayaklarına ait kalıntılar mevcut olup, daha geniş ve yüksek olması gereken orta kemer ile batısındaki küçük kemer çökmüştür. Doğusundaki küçük kemer ise kısmen sağlamdır. Köprü kemer taşı düzgün kesilmiş yöresel taş ile beden duvarı ise yine yöresel amorf taş ile örülmüş olup, kum-kireç karışımı harçla takviyelidir. Kullanılamayacak şekilde yıkıktır. Bitişiğine yeni bir köprü yapılmıştır.

KARGILI KÖPRÜ

Halk arasında Kargılı Köprü olarak adlandırılan köprünün doğu ayağı ile küçük kemeri ayakta olup, orta (büyük) kemeri ile batı (küçük) kemeri yıkılmıştır. Köprünün ayakta kalan bölümleri incelendiğinde, köprü kemer taşlarının yöresel kesme taşlarla, beden duvarının yine yöresel amorf taşlarla kireç-kum karışımı harç ile yapıldığı görülmektedir. Aynı yol güzergâhındaki Paşakemeri Köprüsü ile aynı tarihlerde yapıldığı (Geç Osmanlı Dönemi) söylenebilir.